Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna Hersek'te Avrupa'da yaşayan Türklere hitap ediyor.

Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları:

Gerçek dostluk, gerçek kardeşlik, gerçek yoldaşlık bugünlerde belli olur. Bosna Hersek halkı attığı bu adımla kardeşliğimizin hala sürdüğünü ve gelecekte de devam edeceğini ortaya koymuştur. 

Ecdadımız bin yıldır Avrupalıdır. Anadolu'ya gelen ecdadımızın ilk işi Boğaz'ı geçip, Avrupa içlerine yürümek olmuştur. Osmanlı'nın yıkılışının ardından Trakya'ya kadar çekilmemize rağmen, Avrupa'yla ilişkilerimizi hep sürdürdük.

Avrupa'ya istihdam amaçlı gidişimizin üzerinden de 65 yılı aşkın süre geçti. Zıpkın gibi bir delikanlı olarak Avrupa'ya giden ilk kuşak zamanla orada ailesini kurdu. İlk gelenler bir süre çalışıp, elde ettikleri kazançla Türkiye'de kendilerine bir gelecek kurmayı özellikle hayal ediyordu. Bunun için onlara gurbetçi diyorduk, çünkü bir gün dönüp geleceklerdi. Dönenler oldu ancak yerleşenler de oldu. O yüzden onlara artık gurbetçi değil, Avrupalı oldu. Bir zamanlar acı vatan olan Avrupa, şimdi yurt oldu.

Birileri bizi ayırmak için ellerinden geleni yapsa da, altını çizerek söylüyorum, başaramayacaklar. Tek parti CHP'si döneminde, milletimizin değerleriyle bağları koparılmaya çalışıldı. Tarih derslerindeki Selçuklu ve Osmanlı bahisleri bile bize afaki bir konu gibi anlatılırdı. Medeniyetimiz ve tarihimizin binlerce yıllık mirasını yok sayan bu anlayışı biz yıktık.

Üzerinde önemle durduğumuz konulardan biri de sizler, yani Avrupalı Türklersiniz. Yaşadığınız ülkelerin vatandaşlığını mutlaka alın. Veriyorlarsa alın. Çifte vatandaşlığa izin veren ülkelerde zaten sorun yok. Bu konuda çifte vatandaşlığa izin vermeyen ülkelerde, mavi kart başta olmak üzere hiçbir hakkınızı kaybetmeyeceğiniz formülleri geliştirdik. Kardeşlerim, dilinize ve dininize sahip çıkın. İyi Türkçe bilmeyen, diğer dilleri de öğrenemez, konuşamaz.

19 yıl önce dünya genelinde 12 büyükelçiliğimiz vardı. Şimdi bu sayı 41'e yükseldi. Büyükelçiliğimizin olmadığı ülke inşallah kalmayacak. Büyükelçiliklerimiz ve konsolosluklarımızdaki çalışma anlayışını kökten değiştirdik, değiştiriyoruz. Yurtdışındaki vatandaşlarımızın işlemlerini elektronik ortamda halletmeleri için çalıştık. Gümrükler dışında, elçiliklerimize de sandıklar kurduk.

Askerlikten, tapuya, pasaport harcından, diplomaya kadar pek çok işlemi kolaylaştırdık. Avrupa'ya sesleniyorum, Avrupa'da yaşayan vatandaşlarımızın sivil toplum örgütleri çatısı altındaki gayretlerini hep destekledik. Halen öğrenimini yurtdışında yapmış evlatlarımızdan 4 bini ülkemizdeki devlet üniversitelerinde eğitim öğretim görüyor.

Yaşadıkları ülkelerdeki araçlarla, Türkiye'ye gelen vatandaşlarımızın bunları Türkiye'de kullanmalarının süresini 2 yıla çıkardık. 

DÖVİZLE ASKERLİKTE YAŞ MÜJDESİ

Şimdi burada sizlerle bazı müjdeleri paylaşmak istiyorum. Yurtdışındaki çocuklarımızın anadilini öğrenmeleri için, haftasonu okullarını kuracağız. Diaspora'daki gençlerimize ayrılan üniversite kontenjanlarını 2 katına çıkarıyoruz. Boşanma kararlarını başka bir yere ihtiyaç kalmaksızın, başkonsolosluklar aracılığıyla halledilmesinin önü açıldı. Dövizle askerliği 6 bin eurodan bin euroya düşürmekle kalmadık, 38 yaşını aşmış ancak dövizle askerliğe başvurmamış kişilerin sorunlarını da yakında çözüyoruz.

Yurtdışındaki Türkçe yerel medyayı güçlendirmek için Basın İlan Kurumu'nun yurtdışındaki Türkçe medyaya ilan ve reklam vermesinin önünü açacağız. TRT Türk yeniden yapılandırılarak, yurtdışındaki vatandaşlarımızla daha geniş hizmet sunacak. Yurtdışından emekli olan vatandaşlarımızın ülkemizde yarı zamanlı çalışabilmesi konusunda seçimlerin hemen ardından bu konuda adımlar atmaya başlıyoruz. 

Türkiye Cumhuriyeti tüm kurumlarıyla sizin yanınızdadır. Dünyanın neresinde bir vatandaşımızın başı dara düşse, tüm imkanlarımızla orada olmak boynumuzun borcudur. Kardeşlerim, birlikten güç doğar. Avrupalı Türkler kendi aralarında ne kadar birlik içinde olurlarsa o kadar güçlü olurlar. Kimi Avrupalı ülkeleri ülkemize yönelik terbiyesizliğe varan tutumlar sergiliyorsa bu oradaki Türklerin dağınık olması sebebiyledir. 

Avrupa ülkelerine gittiğimizde kaldırımın bir tarafında Türk bayraklarıyla, diğer tarafta örgüt paçavralarıyla karşılaşıyoruz. Geçen hafta İngiltere'de, Karadenizli bir bacım, elindeki Türk bayrağını PKK'lı teröristler almaya yeltendiler. Fakat o benim bacım, Nene Hatun, Şerife Bacı oldu Türk bayrağını kaptırmadı. Bu alçakların bizim hanım kardeşlerimize bile gücü yetmez, bırakın erkeklerle uğraşmayı.

Türkiye'den gelmiş olan herkesin kökenine, mezhebine, siyasi düşüncesine bakmaksızın bir araya gelmesinin zamanı gelmiştir. Avrupa devletlerindeki parlamentolarda ülkemize en büyük husumeti Türk kökenlerin gösteriyor olması bize karşı kurulan tuzağın nerelere varmış olduğunu gösteriyor. Sizlerden ricam, yaşadığınız ülkelerdeki siyasi partilerde aktif şekilde yer almanızdır. Aramızdaki küçük farkları, büyük hedeflere yürümenin önüne engel olarak koymayalım. Şimdi tam bir olma zamanıdır.

Her ne kadar cumhurbaşkanı adayı bazıları, Türkiye'de neler olup bittiğini bilmese de onlara adres olarak ben sizi veriyorum. Bizim ülkemizde yaşayan cumhurbaşkanı adayları denizdeki balıklar gibi, anlamazlar. Onları ancak denizden karaya attığın zaman denizin değerini anlarlar.

Ülkemize gören tuzağı en iyi gören milletimiz oldu. Sizler inanıyorum ki bunun farkındasınız. Şahsımıza yönelik gibi gözüken ama aslında devletimize ve milletimize diz çöktürtmeyi hedefleyenler milletimizin dik duruşuyla avuçlarını yaladılar. Türkiye, bu dönemdeki mücadelesiyle ikinci bir Kurtuluş Savaşı veriyor. 

Önce darbecileri, teröristleri, onların gizli açık destekçilerini durdurduk. Ardından Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları ile terör koridorunu delik deşik ettik. Ülkemize silah doğrultan son teröristi de imha edene kadar bize durmak yok, bu böyle biline.