Adalet Bakanlığı döneminde hukuk sisteminde köklü değişiklikler yapılmasını sağlayan Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, Olağanüstü Hal (OHAL) Yasası'na dayanarak çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile TBMM'ye ait birçok yetkinin kullanıldığını belirtti.

Sözcü Gazetesi'nden Saygı Öztürk'ün haberine göre, Türk'ün açıklamaları şöyle:

UCU AÇIK İBARE: OHAL kapsamında alınması gereken tedbirlerle ilgili getirilen düzenleme, ucu açık bir ibareye yer vermektedir. Sadece ‘15 Temmuz 2016'da gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri' ile sınırlı kalacak bir düzenleme için bu ibare yeterliydi. Oysa bu ibarenin arkasından gelen ‘…bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında' ibaresi, hangi tarihte sona ereceği belli olmayan eylemleri de kapsadığı için ucu açık bir ifadedir. Anayasa'nın ve Türk Ceza Kanunu'nun suç ve cezada kanunilik ilkesi ile bağdaşmadığı gibi, uygulamada büyük güçlüklere yol açacak bir belirsizlik taşıyor.

GEÇERLİ DEĞİL: 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ve terör eylemlerinin bastırılması kapsamında hareket eden kişilerin ‘Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu' doğmayacağı belirtiliyor. Bu hüküm, hiçbir kuşkuya vermeyecek biçimde bir genel af getiriyor. Oysa Anayasa'mızın 87. maddesine göre genel ve özel af ilanına karar vermek, ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile', yani en az 330 milletvekilinin oyu ile söz konusu olabilir. Dolayısıyla af getiren kararname, TBMM'de onaylanmadıkça hüküm ifade etmez.

ANAYASAYA AYKIRI: Kararnameyle, terör suçlarından cezaevinde bulunan tutuklu veya hükümlülerin duruşmalara, cezaevi yönetimince verilen tulumu giymeleri zorunluluğu getirildi. Kıyafet zorunluluğu insan onurunu kırıcı, ayrıca tutuklu olanlar için bir peşin mahkumiyet görüntüsü yaratacak, hükümlü olanlar için bir ek ceza oluşturacak niteliktedir. Böyle bir zorunluluk, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan kişilik haklarına aykırı olduğu gibi; Anayasa hükmüne aykırıdır.

MAHKEMEYE SAYGI: Tek tip kıyafet zorunluluğunun gerekçesini Guantanamo'yu da örnek göstererek açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tutukluların duruşmalara gelirken mahkemeye saygının, adalete güvenin ifadesi olarak yorumlanabilecek biçimde düzgün giyinmelerini ‘.. öyle kravatlı, öyle çok havalı şekilde gelmeyecekler, tek tip elbise giyecek, gelecekler' sözüyle değerlendirmesi ise insan haklarına saygılı bir hukuk devletinde son derece düşündürücüdür.

Sözcü